Sıra geldi katıldığım etkinliklerden öne çıkanlara! Burada uzun bir liste yazacağım gibi görünüyor.
38. Uluslararası İstanbul Müzik Festivali 3-30 Haziran 2010
Viyana Filarmoni Orkestrası&Riccardo Muti 23.06.2010
İşte dedim Türkiye'de klasik müzik anlayışının şaha kalkacağı konser! Gerçekten IKSV'nin programında görünce gözlerime inanamadım ama doruydu! Viyana Filarmoni Orkestrası ayağımıza kadar geliyordu ve programda Tschaikovsky'den Pathetique ve Schubert'ten Bitmemiş Senfoni vardı, hayır tabiki de kaçıramazdım.Zaten kaçırmadığım gibi görevli olarak bu konserde yer aldım, gerçekten şahane bir deneyimdi. 1 ay süren festivalde sanatçı asistanı olarak çalıştım ve birçok sanatçıları çok yakından tanıma şanşı buldum. Viyana Filarmoni tam 95 kişiyle İstanbul'a geldi, 4 otobüs olarak yolculuk etmek zorunda kaldık, yaşlı kemikleşmiş bir kadronun yanı sıra gençlerden oluşan "küçük" bir grup ta yok değildi. Çok eğlenceli 2 gün geçirdikten sonra onları uğurladık ama hafızalara harika bir konser daha kazınmış oldu. Görevli olarak bir yarı kuliste durmam gerekiyordu ve hangi senfoniyi feda edeceğime karar verememiştim ama sanırım "Bitmemiş Senfoni" 'yi edemezdim. Buna da değdiğini düşünüyorum. İstanbul'dan Viyana Filarmoni de böylelikle rüzgar gibi geçti. Gerçi 2011 Haziran ayında Aspendos Opera ve Bale Festivali için tekrar geldiler ama ben gidemedim.
Bu arada konser yeni açılan Haliç Sergi ve Kongre salonunda gerçekleşti, çünkü o kadar geniş bir kadroya ev sahipliği yapacak bir başka salon daha İstanbul'da yok. Her ne kadar sahne büyüklüğü ideal olsa da o kalabalıkta bence bir konsantrasyon eksikliği kesinlikle yaşadım. Ve tabiki değinilmesi gereken bir başka nokta da sadece böyle bir organizasyonda "gittim" demiş olmak için boy göstermeye gelmiş olan izleyiciler. Onlar her yerde dert, her yerde sorun. En şık kıyafetlerini giymiş, süslenip püslenip gelmişler, bütün gazetecilerin ve flaşların ilgi odağı ama nerede alkışlanır haberleri yok. Gerçi bu "alkış" sorunsalı klasik müzik etkinliklerinin bir numaralı kabusu diyebilirim ve hatta önümüzdeki yazılarda buna detaylıca değineceğim.
Viyana Filarmoni yine gel :)
Lang Lang&Bifo 10.06.2010
Bu konser de sanırım geçen seneki festivalin göze çarpıcılarından biriydi. Lang Lang son yıllarda popüleritesini epey konuşturmuş bir piyanist. Genç yaşına rağmen kitleleri peşinden koşturmayı başarmış hatta Çin 'de "Lang Lang etkisi" bile yaratıp, binlerce genci piyano çalmaya teşvik etmiştir. 2008 Bejing Yaz Olimpiyatının açılışında yer alan genç sanatçı bu vesileyle adını tüm dünyaya duyurmuştur. Peki Lang Lang son yılların suni gündeminden yaratılan gelip geçici bir yetenek midir yoksa gerçekten bir deha mı? Ben kesinlikle bir deha olmadığına inanıyorum, son yıllarda malesef hak ettiğinden daha fazla yerde olan sanatçılar var ve üzülerek sölüyorum ki bunlardan biri de Lang Lang. Çok iyi piyanist olabilir ama o kadar...
Gülsin Onay,Antonio Meneses,Krill Troussov Festival Buluşmaları
Müzik Festivalinin belkide en çok bu serisini seviyorum. Bir klasik haline geldi. Daha önce hiç birlikte çalmamış sanatçılari biraraya getiren çok güzel bir etkinlik. 1 hafta boyunca Gülsin Onay'in sanatçı asistanlığını yaptım ve bu sayede bu etkinlikte birebir yer almış bulundum. Bütün provalar ve tabiki konser şahaneydi. Gülsin Onay için çok fazla söz söylemeye gerek olmadığını düşünüyorum. Bu kadar mütevazı bir sanatçı gerçekten az bulunur. Ve enerjisine zaten diyecek yok! Muazzam! Hep canlı, hep güleryüzlü..Kirill Troussov daha 30 yaşında ama gelecek vaat eden bir sanatçı. Şu ana kadar birçok uluslararası festivalde yer almış ve başarıya imza atmıştır. Ve kemanı da bir o kadar etkileyici; kendisi 4 Aralık 1879'da Tchaikovsky'nin Keman Konçertosu'nun dünya prömiyerinde Adolphe Brodsky'nin çaldığı Stradivari 'nin 1702 yapımı "The Broadsky" adlı kemanını kullanıyor. Brezilya'li çellist Meneses ise dünyaca ünlü orkestralarla çalma imkanı bulmuş bir sanatçı. Bunlarin içerisinde Herbert von Karajan ve Berlin Filarmoni Orkestrası da yer alıyor.
Konserin programına gelince; ilk yarıda Chopin'in 1 nolu viyolonsel sonatı, daha sonra Cesar Franck'ın keman sonatını çaldılar. Beklediğim tadi ise 2. yarıda aldım diyebiliri. Üçlü Tchaikovsky'nin Piano Trio Op. 50 adlı eserini icra etti. Belki de uzun zamandır bu kadar iyi bir trio bestesi dinlememiş olab
ilirim. Benim için önemli bir yeri olan Mendelssohn Piano Trio No:1 den sonra en iyi beste diyebilirim. Evinde CD koleksiyonu olanlar için bir kayıt tavsiyesi o zaman: Deutsche Gramophon'dan Tchaikovsky Piano Trio No:1
Lang Lang
Vadim Repin
Mischa Maisky
IKSV'nin bu doyumsuz konserlerinden başka tabiki de bir Anadolu yakası oturanı olarak Süreyya Operası'ndaki pazartesi konserlerine gitmemek olmaz. Süreyya Sahnesi bence Anadolu yakalılar için çok iyi bir alternatif oldu. Burada CKM'den başka doğru dürüst klasik müzik dinleyebileceğiniz bir yer yok malesef. Tabiki sadece oda müziği yapılabiliyor, kalabalık orkestra dinlemek isteyeneler CKM'nin yolunu tutucaklar. Ben şahsen oda müziğini seviyorum. Hele de sök konusu piyano-keman-viyolonsel triosuysa benim için akan sular duruyor. Süreyya'nin bence bir avantajı da fiyatları. En pahalı bilet 30 TL oluyor, ama çoğu konser 20TL civarında. Hele de öğrenciyseniz fiyatlar yarıya iniyor. Geçmiş 2 senede gittiğim konserleri teker teker yazamicam ama en aklımda kalanını sizlerle paylaşmak istiyorum.
2 Mayıs 2011 Erduran-Rudin-Sarıca
Erduran ve Sarıca isimlerini görünce biletlerin ilk satışa çıktığı gün aldım. Program şahaneydi. Brahms Trio No:3, Rachmaninov Trio No:1 ve Mendelssohn Trio Op. 49
Eğer yukarıda bahsettiğim CDyi edinebilirseniz orada Rachmaninov'un bu bestesini dinlemeniz mümkün olacaktır.
Erduran ve Sarıca Süreyya'nın bu seneki programında yok ama eğer Alexander Rudin dinlemek istiyorsanız 24 Şubat'ta İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası ile vereceği konseri dinlemek üzere Fulya Sanat'a gidebilirsiniz.
38. Uluslararası İstanbul Müzik Festivali 3-30 Haziran 2010
Viyana Filarmoni Orkestrası&Riccardo Muti 23.06.2010
İşte dedim Türkiye'de klasik müzik anlayışının şaha kalkacağı konser! Gerçekten IKSV'nin programında görünce gözlerime inanamadım ama doruydu! Viyana Filarmoni Orkestrası ayağımıza kadar geliyordu ve programda Tschaikovsky'den Pathetique ve Schubert'ten Bitmemiş Senfoni vardı, hayır tabiki de kaçıramazdım.Zaten kaçırmadığım gibi görevli olarak bu konserde yer aldım, gerçekten şahane bir deneyimdi. 1 ay süren festivalde sanatçı asistanı olarak çalıştım ve birçok sanatçıları çok yakından tanıma şanşı buldum. Viyana Filarmoni tam 95 kişiyle İstanbul'a geldi, 4 otobüs olarak yolculuk etmek zorunda kaldık, yaşlı kemikleşmiş bir kadronun yanı sıra gençlerden oluşan "küçük" bir grup ta yok değildi. Çok eğlenceli 2 gün geçirdikten sonra onları uğurladık ama hafızalara harika bir konser daha kazınmış oldu. Görevli olarak bir yarı kuliste durmam gerekiyordu ve hangi senfoniyi feda edeceğime karar verememiştim ama sanırım "Bitmemiş Senfoni" 'yi edemezdim. Buna da değdiğini düşünüyorum. İstanbul'dan Viyana Filarmoni de böylelikle rüzgar gibi geçti. Gerçi 2011 Haziran ayında Aspendos Opera ve Bale Festivali için tekrar geldiler ama ben gidemedim.
Bu arada konser yeni açılan Haliç Sergi ve Kongre salonunda gerçekleşti, çünkü o kadar geniş bir kadroya ev sahipliği yapacak bir başka salon daha İstanbul'da yok. Her ne kadar sahne büyüklüğü ideal olsa da o kalabalıkta bence bir konsantrasyon eksikliği kesinlikle yaşadım. Ve tabiki değinilmesi gereken bir başka nokta da sadece böyle bir organizasyonda "gittim" demiş olmak için boy göstermeye gelmiş olan izleyiciler. Onlar her yerde dert, her yerde sorun. En şık kıyafetlerini giymiş, süslenip püslenip gelmişler, bütün gazetecilerin ve flaşların ilgi odağı ama nerede alkışlanır haberleri yok. Gerçi bu "alkış" sorunsalı klasik müzik etkinliklerinin bir numaralı kabusu diyebilirim ve hatta önümüzdeki yazılarda buna detaylıca değineceğim.
Viyana Filarmoni yine gel :)
Lang Lang&Bifo 10.06.2010
Bu konser de sanırım geçen seneki festivalin göze çarpıcılarından biriydi. Lang Lang son yıllarda popüleritesini epey konuşturmuş bir piyanist. Genç yaşına rağmen kitleleri peşinden koşturmayı başarmış hatta Çin 'de "Lang Lang etkisi" bile yaratıp, binlerce genci piyano çalmaya teşvik etmiştir. 2008 Bejing Yaz Olimpiyatının açılışında yer alan genç sanatçı bu vesileyle adını tüm dünyaya duyurmuştur. Peki Lang Lang son yılların suni gündeminden yaratılan gelip geçici bir yetenek midir yoksa gerçekten bir deha mı? Ben kesinlikle bir deha olmadığına inanıyorum, son yıllarda malesef hak ettiğinden daha fazla yerde olan sanatçılar var ve üzülerek sölüyorum ki bunlardan biri de Lang Lang. Çok iyi piyanist olabilir ama o kadar...
Gülsin Onay,Antonio Meneses,Krill Troussov Festival Buluşmaları
Müzik Festivalinin belkide en çok bu serisini seviyorum. Bir klasik haline geldi. Daha önce hiç birlikte çalmamış sanatçılari biraraya getiren çok güzel bir etkinlik. 1 hafta boyunca Gülsin Onay'in sanatçı asistanlığını yaptım ve bu sayede bu etkinlikte birebir yer almış bulundum. Bütün provalar ve tabiki konser şahaneydi. Gülsin Onay için çok fazla söz söylemeye gerek olmadığını düşünüyorum. Bu kadar mütevazı bir sanatçı gerçekten az bulunur. Ve enerjisine zaten diyecek yok! Muazzam! Hep canlı, hep güleryüzlü..Kirill Troussov daha 30 yaşında ama gelecek vaat eden bir sanatçı. Şu ana kadar birçok uluslararası festivalde yer almış ve başarıya imza atmıştır. Ve kemanı da bir o kadar etkileyici; kendisi 4 Aralık 1879'da Tchaikovsky'nin Keman Konçertosu'nun dünya prömiyerinde Adolphe Brodsky'nin çaldığı Stradivari 'nin 1702 yapımı "The Broadsky" adlı kemanını kullanıyor. Brezilya'li çellist Meneses ise dünyaca ünlü orkestralarla çalma imkanı bulmuş bir sanatçı. Bunlarin içerisinde Herbert von Karajan ve Berlin Filarmoni Orkestrası da yer alıyor.
Konserin programına gelince; ilk yarıda Chopin'in 1 nolu viyolonsel sonatı, daha sonra Cesar Franck'ın keman sonatını çaldılar. Beklediğim tadi ise 2. yarıda aldım diyebiliri. Üçlü Tchaikovsky'nin Piano Trio Op. 50 adlı eserini icra etti. Belki de uzun zamandır bu kadar iyi bir trio bestesi dinlememiş olab
ilirim. Benim için önemli bir yeri olan Mendelssohn Piano Trio No:1 den sonra en iyi beste diyebilirim. Evinde CD koleksiyonu olanlar için bir kayıt tavsiyesi o zaman: Deutsche Gramophon'dan Tchaikovsky Piano Trio No:1Lang Lang
Vadim Repin
Mischa Maisky
IKSV'nin bu doyumsuz konserlerinden başka tabiki de bir Anadolu yakası oturanı olarak Süreyya Operası'ndaki pazartesi konserlerine gitmemek olmaz. Süreyya Sahnesi bence Anadolu yakalılar için çok iyi bir alternatif oldu. Burada CKM'den başka doğru dürüst klasik müzik dinleyebileceğiniz bir yer yok malesef. Tabiki sadece oda müziği yapılabiliyor, kalabalık orkestra dinlemek isteyeneler CKM'nin yolunu tutucaklar. Ben şahsen oda müziğini seviyorum. Hele de sök konusu piyano-keman-viyolonsel triosuysa benim için akan sular duruyor. Süreyya'nin bence bir avantajı da fiyatları. En pahalı bilet 30 TL oluyor, ama çoğu konser 20TL civarında. Hele de öğrenciyseniz fiyatlar yarıya iniyor. Geçmiş 2 senede gittiğim konserleri teker teker yazamicam ama en aklımda kalanını sizlerle paylaşmak istiyorum.
2 Mayıs 2011 Erduran-Rudin-Sarıca
Erduran ve Sarıca isimlerini görünce biletlerin ilk satışa çıktığı gün aldım. Program şahaneydi. Brahms Trio No:3, Rachmaninov Trio No:1 ve Mendelssohn Trio Op. 49
Eğer yukarıda bahsettiğim CDyi edinebilirseniz orada Rachmaninov'un bu bestesini dinlemeniz mümkün olacaktır.
Erduran ve Sarıca Süreyya'nın bu seneki programında yok ama eğer Alexander Rudin dinlemek istiyorsanız 24 Şubat'ta İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası ile vereceği konseri dinlemek üzere Fulya Sanat'a gidebilirsiniz.


