6 Ocak 2010

Gecmis konserler!


Yeni sezona gecmeden önce birkac tane güzel performansi burada paylasim istedim.

Süreyya Operasi Kadiköy'lüler icin gercekten olaganüstü bir alternatif oldu diyebilirim. Her hafta mutlaka bir dinleti ve konser gerceklesiyor. Gecen sezon pazar aksamlari ritüeli bu sezon pztlerine alindi. Kacirmamaya calisiyorum. Özellikle bu sezon iki tane harika konser yakaladim, gelecek yazimda onlardan bahsedecegim.

22 Mart 2009'da Atilla Aldemir (keman), Cana Gürmen (piyano), Cag Ercag (viyolonsel) performanslarini izledim ve harikaydi. Cag Ercag, yeni nesilin oldukca gelecek vaat eden sanatcilarindan biri. Borusan Filarmoni ve Yayli Calgilar Dörtlüsünün daimi üyesi kendisi. Yurt icinde ve disinda bircok konser veriyor. Cok yetenekli oldugunu soyleyebilirim.
Programda Rachmaninov, Saint-Saens, Tchaikowsky ve Brahms'dan eserler vardi. Özellikle Brahms'in 1 ve 5 nolu Macar dansi kulaklara hic te yabanci degil. 3'lünün performansi görülmeye degerdi. Atilla Aldemir'i ben cok sempatik buluyorum, bence seyirciyle oldukca positif bir elektrigi var. Cana Gürmen de oldukca basarili bir piyanist, kendisinin adini Suna Kan'la epeyce duyuyoruz.

IKSV'ye kocaman alkis!!!!

Istanbul Kültür ve Sanat Vakfi gerceklestirdigi her türlü organizasyonla bence kocaman bir alkisi hak ediyor. Gerek Müzik, Tiyatro ve Film festivalleri gerekse Türkiye'ye getirdikleri büyük sanatcilarla adini yurtdisinda duyurmaya devam ediyor.

Bu sene Müzik Festivali'ne gitmeyi kafama koymustum. 2 ay öncesinden telefon basinda bekleyerek biletlerimi aldim ve hazirola gectim :) Biletix'te sayemde oldukca para kazandi diyebilirim :)

Ilk konserim müthis, agzimin sulari aka aka gittim! MUTTER-HARRELL-PREVIN

3 tane virtüoz ayagima kadar gelir de ben bu konseri kacirir miyim? Anne-Sophie Mutter'in zaten hayraniyimdir, bence Vivaldi Dört Mevsimi ondan daha iyi calan kimse yok. Harrell viyolonselinin basinda, Previn ise ilerlemis yasina ragmen piyanosunun. Daha önce gittigim piyano-viyola-viyolonsel triolarindan cok farkli bir konser izledim tabiki. Hepsi harikaydi, Aya Irini'nin atmosferi cok güzeldi. Programda sirasiyla Mozart'in, Previn'in ve Mendelssohn'nun piyano üclüleri vardi. Mendelssohn'un keman bestelerine bayiliyorum. Insani alip baska dünyalara götürüyor sanki. Yanda Mutter'in Harrell ve Previn'le cikardigi albümün resmini görebilirsiniz. Mendelssohn sevenler bu albümü kesinlikle kacirmasin!!!


CELLO ETRAFINDA BULUSMALAR

Ikinci konserim Anadolu yakasinda Süreyya Operasi'nda. Haziranin 27'si, artik festival sona ermek üzere, ama yine de son konserim var tabiki, hem de en babasi diyebilirim. Her neyse, tutuyorum konser salonunun yolunu. Basrolde daha önce de bahsettigim Cag Ercag var, ona eslik edenler de piyano, flüt, klarnet sanatcilari. Muazzam bir programla karsi karsiyayim.
Haydn'in iki flüt ve viyolonsel icin yazilmis triolari var..Haydn özellikle piyano koncertolarini cok begendigim bir bestecidir. Beethoven'den sonraki favorim diyebilirim. Kulaga cok yumusak gelen bir tinisi var bence.
Ve sirada Cag Ercag'in kendi bestesi olan Karadeniz isimli eser var, tek basina harikalar yaratiyor bu cocuk. Gercekten cok basarili. Bu sene kendisini yine bircok konserde görebilecegiz...
Son olarak Piazzolla'yla bitiriyorlar, Libertango harika. Bence Piazzolla viyolonsel icin harika bir besteci, ben bayiliyorum. Cok keyifli, eglenceli besteler...

ve bu konseri de ayakta alkislayarak kapanis konserine ev sahipligi yapicak olan Lütfi Kirdar'in yolunu tutuyorum.

LA SCALA FILARMONI ORKESTRASI&DANIEL BARENBOIM

Dev bir sef, dev bir orkestra! Tabiki Barenboim ve La Scala'dan bahsediyorum...Sahnede kac kisi vardi ben sayamadim dogrusu, sanki butun Italya oradaydi. Muazzam bir kadro, sefe zaten söz yok..Barenboim ile ilgili birkac kilit bilgi vereyim..Cunku hepsini yazmaya kalkarsam 10 sayfami filan alir diye dusunuyorum.

Barenboim, on yasinda Viyana ve Roma'da solo piyano konserleri vererek dünya capinda taninan bir müzisyen olmaya basladi. Orkestra Sefligine 1967 yilinda Londra'da The Philharmonia Orkestrasi'ni yöneterek atim atti. 2000 yilinda Berlin Staatskapelle'nin Yasam Boyu Daimi Sefi oldu.Wagner'in Tannhäuser operasinin kayitlari, 2003'te Grammy ödülünü kazandi. Ayrica Filistin topraklarinda müzik egitimini tesvik etmek amaciyla bir müzik anaokulu ile bir genclik orkestrasi kurmayi öngören bir projeye imza atti.
Sanatci, 2007 yilinda Hessische Friedenspreis ve Goethe madalyasina layik görüldü. Ayni yil Oxford Universitesi'nin fahri doktora unvani verdigi Barenboim, Fransa eski cumhurbaskani Chirac'tan "la Cravate de Commandeur dans l'Ordre national de la Legion d'Honneur" nisanini kabul etti. Eylul 2007'de BM baris elcisi ilan edildi.

Konser tek kelimeyle harikaydi. Dakikalarca ayakta alkislandilar, boyle bir performans, boyle bir yönetim hayatimda görmedim. Konserdan ciktiktan sonra iyi ki gitmisim dedim. Barenboim, ayni zamanda piyano sanatcisi. Konserin ilk bolumunde, piyanosunun basinda idare etti orkestrayi. Hem caldi, hem yonetti. Agzim acik izledim. Beethoven'in 3 nolu piyano koncertosu muthisti. Ve ikinci bolumde Berlioz'un Fantastik Senfonisini icra etti orkestra. Butun enstrumanlar devreye girdi, harika bir icraydi.

IKSV'ye bize yasattigi bu guzel anlar icin birkez daha cok tesekkur ediyorum.

Cok guzel bir 2008-2009 sezonu gecirdim. Darisi bu senenin basina.....



3 Ocak 2010

iki müthis tiyatro deneyimi: evlilikte ufak tefek cinayetler ve victoria!

Haluk Bilginer diyince akan sular duruyor tabiki. Gecen sezonki oyunu "Evlilikte ufak tefek cinayetler" bütün sezon kapali gise oynadi diyebilirim. Ben 3 ay önce bilet almistim, hem de biletlerin satisa ciktigi saatte telefona yapistim ilk sirayi kapabilmek icin. Özellikle Türkiye'de tiyatroda ilk siralarda oturulmasi gerektigi kanisindayim, cunku o kadar saygisiz insan var ki arkada surekli konusuyorlar ve dikkatiniz dagiliyor.

Bu oyunda büyük ustaya Vahide Gördüm eslik ediyor. Bence o da cok iyi bir oyuncu. Sahneye cok yakisiyor, ses tonu muazzam. Ikisi de sahnede devlesiyor. Oyun Eric-Emmanuel Schmitt'e ait. Evlilik problemlerini komik bir dille bizlere aktariyor. Ama tabiki bildigimiz klise yönleriyle degil de yazarin kurnazca kurgusuyla. Simdi burada konusunu anlatmicam, gidin görün dicem ama sanirim bunun icin biraz sabretmek gerekiyor cunku bu sezon oynamiyorlar.

Oyun Atölyesinin bu sezon Sekspir Müzikali de görmeye deger diye dusunuyorum. Ilk firsatta orada olacagim.

Victoria!!!

Bu oyun icin hic dusunmeden gecen sezonun en iyisi diyebilirim. Bu da 2 kisilik bir oyun ama tek kisilik desem hic te abartmis olmam sanirim. Defne Halman ve Engin Hepileri oynuyor. Defne Halman, Kültür eski Bakani Talat Halman'in kizi. Amerika'da yasamis, Türkiye'ye yeni dönmus ve Yildiz Kenter'in ricasini kiramamis. Oyunu türkceye uyarlayan ve yöneten büyük usta Yildiz Kenter.

Defne Halman, tekerlekli sandalyede hayatini sürdürmeye calisan bir Alzheimerliyi canlandiriyor. Engin Hepileri de onun bakicisi rolünde. Oyun tek perde, hic sikmadan, alip götürüyor sizi. Ama Halman'in performansi ne performans!!! Adeta büyük ustalara tas cikarticak cinsten. Sarki söylüyor, dans ediyor, Fransizca aksani müthis. Hersey tek kelimeyle " harika". Halman, Juillard bale okulunda egitim görmüs, bir dansci oldugu her halinden belli. Sesi de cok güzel...Ben oyunu cok cok begendim, ama yukaridaki oyunda da yazdigim gibi bu sezon yok malesef. Tabi bunda cok fazla seyirci cekememis olmasinin bir rolü olabilir. Yurdum insani Recep Ivedik'e gitmeyi tercih ettiginden ötürü bu tip faaliyetlere pek zaman ayiramiyor!!!

Bu sezon Kenter'in yeni oyunu basladi, "Kralice Lear". 2 kisilik bir oyun, genc bir tiyatrocu Kenter'e eslik ediyor. Ocak, Subat ayi boyunca Kenter Tiyatrosunda izlenebilir.

Yildiz Kenter sen cok yasa!!!